Blog · · · 3 dk okuma

Herkes Bana Bakıyor: Sosyal Kaygıyı Sahne Sahne Okumak

kaygı bozukluklarısosyal kaygıspot ışığı etkisiPsikolojişeffaflık yanılsamasıruminasyonbeklenti kaygısı
Herkes Bana Bakıyor: Sosyal Kaygıyı Sahne Sahne Okumak

Bazı insanlar için; gündelik hayat, ışıkları hiç sönmeyen bir sahneye benzer.

Seyirciler hep oradadır, hep izler, hep değerlendirir.

En azından zihin öyle söyler.

Sosyal kaygı bozukluğu, DSM-5'te kişinin başkaları tarafından incelenebileceği durumlarda yoğun bir olumsuz değerlendirilme korkusu yaşaması olarak tanımlanır. \

Bu korku, yaşanan durumla çok da orantılı değildir, en az altı ay sürer ve kişinin işini, eğitimini ya da ilişkilerini belirgin biçimde etkileyebilir.

Türkiye'de yetişkinlerle yapılan en güncel temsili araştırma olan Türkiye Ruh Sağlığı Profili-2'de, son bir yılda herhangi bir kaygı bozukluğu yaşayanların oranı %17,2, sosyal kaygı bozukluğunun oranı ise %0,9 olarak bulunmuştur (Kılıç ve ark., 2026). Ancak bu tablo yaşamın bazı dönemlerinde belirgin biçimde değişebilir. Yapılan bir çalışmada, öğrencilerin %9,6'sının yaşamlarının bir döneminde sosyal fobi yaşadığı saptanmıştır (İzgiç ve ark., 2000). Sürekli değerlendirildiğimiz ve yeni sosyal ortamlara girdiğimiz genç yetişkinlik, sahnenin ışıklarının en parlak olduğu dönemdir.

Birinci Sahne: Toplantı

Söz sırası size gelir.

Yüzünüzün ısındığını hissedersiniz ve dikkatiniz konuşmadan çekilip tamamen kendinize yönelir:

"Kızardım mı? Fark ettiler mi?"

Clark ve Wells'in bilişsel modeline göre sosyal kaygının çekirdeğinde bu kendine odaklanmış dikkat vardır. Kişi kendini dışarıdan, bir izleyicinin gözünden görüyormuş gibi canlandırır. Ancak bu imgeyi karşısındakilerin gerçek tepkilerinden değil, kendi bedensel duyumlarından ve kaygısından üretir.

Sosyal psikoloji bu çarpıklığın iki biçimini tanımlar. Spot ışığı etkisi, insanların başkalarının kendilerini ne kadar fark ettiğini sistematik olarak abarttığını gösterir. Şeffaflık yanılsaması ise kişinin iç gerginliğinin dışarıdan ne kadar göründüğünü abartmasıdır.

İkinci Sahne: Kafe

Sipariş zihinde birkaç kez prova edilir.

Fincan, eller titremesin diye iki elle tutulur.

Göz temasından kaçınılır.

Sıradan bir esneme bile "sıkıldı" diye okunur.

Sosyal kaygıda, "dikkat" seçicidir. Kişi, olumsuz ifadeli yüzleri daha hızlı fark eder. Yorumlama yanlılığı nedeniyle de belirsiz ifadeleri olumsuz anlamlandırır. \

Fincanı sıkı tutmak ya da göz temasından kaçınmak gibi önlemler ise birer güvenlik davranışıdır. Kısa vadede rahatlatırlar ama kaygıyı sürdürürler. Kişi felaketin gerçekleşmemesini bu önlemlere bağlar ve korkusunun yersiz olduğunu öğrenme fırsatını kaçırır.

Perde Kapandıktan Sonra

Sosyal durum sona erdiğinde de zihin, sahneyi, yeniden oynatır. Olay sonrası ruminasyon, belirsiz anları olumsuz yönde yeniden yorumlar ve bir sonraki duruma dair beklenti kaygısını besler.

Beyin görüntüleme çalışmaları da sosyal tehdit içeren uyaranlara karşı, amigdalanın, daha güçlü tepki verdiğini göstermektedir. Toplumda sosyal kaygının çoğu zaman "çekingenlik" ya da "mizaç" olarak görülmesi ise kişilerin, bu deneyimi tanımlamasını zorlaştırabilir. Bu durum, sosyal kaygının neden çoğu zaman sessiz kaldığını da kısmen açıklar.

Sahneden İnmek

Sosyal kaygı, kişinin "böyle biriyim" diyerek yıllarca taşıdığı bir yük olabilir. Oysa bu, değişmez bir kişilik özelliği değildir. Üzerinde çalışılabilen bir örüntüdür ve bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik yaklaşımlar, bu alanda, güçlü bilimsel kanıta sahiptir.

Ne var ki yardım istemek, sosyal kaygı yaşayan biri için, başlı başına yeni bir sahneye çıkmak demek olabilir. Bu yüzden, ilk adım çoğu zaman kolay olmayabilir. Bir uzman ile yapılacak bir görüşme, yaşadıklarınızın neye işaret ettiğini anlamanıza ve size uygun yolu birlikte belirlemenize yardımcı olabilir.

Ve kendinize, değerlendirilmek için değil, anlaşılmak için bir oda bulunabilirsiniz.

0.0(0 değerlendirme)116 görüntülenme